RSS Feed

‘Gezegen’ Category

  1. Şenlik

    April 16, 2009 by Oğuz Yarımtepe

    Şenliği uzaktan takip edeceklerdenim. Bu takibin sadece Gezegen ana sayfasadaki şenlik haberleri ve fotolarıyla sınırlı olması beni üzse de belki sonraki şenliklerde ortama bir de canlı video yayını eklenir.

    Şenlik alanında şenlik ekibinden sadece Alper Kanat olacak. Orada olup Gezegensel konularda şikayetleri ve önerileri yüz yüze konuşabilmek güzel olabilirdi ama bu görevde Alper yalnız olacak. Her ne kadar LKD Üye sistemine girip trac üzerinden Gezegen’le ilgili şikayet, hata, iyileştirme ve isteklerinizi bildirip sonra da bunları takip edebiliyor olsanız da hazır şenliğe gidenler için ortamda zaten bunu iletebilecekleri birisi olacağından Gezegensel laflarınızı kendisine saklayabilirsiniz.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nden bu sene de yoğun bir katılımın olacağının haberini Necdet Hoca ile olan kordon sohbetimizde almıştım. Mezun olduğum üniversitede işlerin daha iyiye gittiğini görmek beni mutlu ediyor.


  2. göç

    March 16, 2009 by Oğuz Yarımtepe


  3. var mısın var mısın

    February 8, 2009 by Oğuz Yarımtepe

    Sunucu: merhaba Neşe Hanım, yarışmamıza hoş geldiniz.

    Neşe: Hoş bulduk.

    Sunucu: Heyecanlı mısınız?

    Neşe: Aslında buraya gelirken çıkıcam direk söylicem, kimseye sormıcam diyordum ama buraya çıkınca biraz heyecan bastı sanki

    Sunucu: O zaman biraz sizi ve ailenizi tanıyalım. Anneniz, babanız, dedeniz, köpeğiniz, eski kocanız, …. da gelmiş sizi desteklemeye. Bakalım neşe hanım kimmiş?

    Arka ses: Neşe Hanım 19bilmem kaç Londra doğumlu. Multi milyarder bir ailenin tek kızı. Eğitimini özel okullarda tamamladıktan sonra baba parasıyla Londra’nın 2.en büyük alışveriş merkezini açtı. Halen oranın genel müdürlüğünü yapıyor. Neşe Hanım hummer kullanıp, uçağıyla Paris üzerinde dolaşmayı seviyor. Yarışmadan kazandığı yarayla tek çocuğuna iyi bir gelecek sağlayacak.

    çılgın izleyici kitlesi alkışlar, ıslıklar

    Sunucu: peki Neşe Hanım o zaman başlayalım. Elimdeki parayı atıyorum. Sizce yazı mı tura mı?

    Neşe Hanım: Aslında ben buraya gelirken kesin yazı dicem diye düşünüyordum, şimdi biraz kararsız kaldım

    Sunucu: O zaman Haydar Abiye bir danışalım, ne diyorsun Haydar Abi?

    Haydar Abi: Valla Kemal, geçen gün sen çizgili gömlek giymiştin şimdi dikkat ettim gömleğin düz ve beyaz. O açıdan bence tura gelecek ama gene de ben etkilemiş olmıyayım.

    Neşe Hanım: O zaman bir de Necla’ya sorsak? Pek emin olamadım.

    Necla: Ya neşe, biliyorsun ben dedim mi tura getirtiyorum, yani bu gece de öyle olacak. Ama ben gene de etkilemiş olmayayım.

    çılgın izleyici kitlesi çoşar, “ne şe ne şe” diye bağırmaya başlar.

    Sunucu: Bir saniye telefonda Murtaza var, diyor ki bu kadar parası olan birinin ne işi var bu programda, zaten saçma bir program yapıyoruz, bir de üstüne para mı verelim bu kıza? Hazır madem gelmiş, biz de zaten yapacağımız kadar reyting yapmışızdır yazsın bize 50000YTLlik bir çek de haftaya erotik bir şeyler bulalım getirelim.

    Sunucu: Ne diyorsun Neşe Hanım Var Mısın yoksa Var Mısın?

    Neşe Hanım: eee şey ikincisi madem.

    Sunucu: oldu madem şu çeke bir imza alalım, hadi geçmiş olsun.

    Yazanın notu: Tüm kanallardaki tüm yarışma ve evlilik programlarının kaldırılmasını istiyorum.


  4. yüksek lisans

    February 8, 2009 by Oğuz Yarımtepe

    Yüksek lisansımın normalinde bu dönem bitmesi gerekiyor ama tezimi bu dönem içerisinde tamamlayabileceğimi sanmıyorum. Yüksek lisansımı İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği’nde yapıyorum. Buradaki yönetmeliğe göre 21 krediyi tamamlamam gerekiyor mezun olabilmek için. Bir de tez yapmam lazım bu dersler sonunda. Bu 21 kredi olayını doğru bulmuyorum. Eğer çalışıyorsanız, dersleri aynı güne denk getirmeye çalışıyorsanız ve bu denk gelme olayı da bazen çekilmez dersleri veya hocaları içerebiliyor. Yani bir bakıma zorunluluktan ders seçmişliğim ve takip etmişliğim oldu. Pek tat almasam da iyi taraflarından bakıp olayı neticelendirmeye çalışıyorsunuz. Ama derse her gittiğimde burada harcadığım zamanda başka şeyler yapıyor olabilirdim de demişimdir.

    21 kredi yaklaşık 7 ders yapıyor. Bu 7 dersin hepsi de elbette sizin yüksek lisansa kabuldeki mülakatta söylediğiniz öğrenmek veya uzmanlaşmak istediğiniz alanla ilgili olmuyor. Bence bu kredi olayında öğrencinin istediği 3 4 dersin seçmesi yeterli olmalı.

    Yanılmıyorsam Necdet Hocam bir keresinde eğer akademisyen olacaksanız veya doktora yapacaksanız yüksek yapın yoksa çok da mühim bir şey değil gibisinden bir şey demişti. Bu aralar kendisine hak veriyorum. Yüksek lisans tezlerinde yapılan çalışmalara bakıyorum da olması gerektiği gibi olmayan, biraz aceleye gelmiş çalışmalar. Ya yetersiz bilgisizlikten, ya iş hayatının yorgunluğundan bir şekilde biraz aceleyle sonuçlandırılmış bu çalışmalar neticede 3 kişilik bir juriden geçiyor. O jurideki iki hoca zaten kendi üniversitenizden olduğundan pek de sorun çıkmadan Mühendis lakabınızın başına bir de Y eklenmiş oluyor. İş hayatında da yüksek mühendis olup olmamanız işveren için çok kritik bir olay değil. Sizin için daha yüksek maaşla başlama şansınız var, onun açısından bazı vergi indirimi ve teşviklerden yararlanma şansı.

    Elbette ki bu eğitim sürecinin hakkını verenler, tez çalışmalarına da gerekli özeni gösterenler de var. Gözlemlediğim kadarı ile bu sayı olması gerekenin altında :) .

    Genel olarak bakınca 4 yıllık lisans eğitiminin 2 yıl daha uzatılmış halini yaşıyor gibiyim aslında. Bence bu uzatma işini şu 4ü 5 yaparak yapsalar ve insanlar direk Ymühendis olarak mezun olsa. Yüksek lisans diye bir şey olmasa ve isteyen doktoraya başvursa sanki daha hayırlı bir şeyler olacak gibi geliyor.


  5. 511

    January 9, 2009 by Oğuz Yarımtepe


  6. saha mühendisi

    October 6, 2008 by Oğuz Yarımtepe

    Eskiden iş tanımlarında geçen ibarelerin ne olduğunu pek anlamaz sanırım şu işi yapıyordur derdim. Bugün o kafamdaki muğlak ifadelerden birine bir açıklık getirdim. Bir saha mühendisi ile çalıştık bugün. Saha mühendisi nedir anlatayım. Saha mühendisi sahadaki mühendistir. Bu arkadaşlar mobil çalışabilen insanlar olup sorun çözerler. Ne güzel değil mi? Geziyorsun, sorunları çözüyorsun…

    Bu meslek dalının zor tarafı sıkışık zaman dilimlerinde çalışmanızın gerekebileceğidir. Bir fabrikada bir üretim yapılıyor olsun ve üretilen malda kullanılan bir malzemede hata oluşsun. O malzemeyi de size başka firma sağlasın ve olayın esas malzemesi asında o malzeme olsun. İşte o noktada ondan anlayan birinin gelip olayı halletmesi beklenir. Bu noktada sevgili saha mühendisi gelir, gerekirse uyumaz, sabahlar sorunu çözer. Kimse üretim anında bir sorun ile karşılaşmak istemez. Bunun için test ve doğrulama süreci çalışır. Ama hayat bu ya sorun olabilir her zaman. Sorun olmasa da sevgili saha mühendisi gene de sahaya inip eğitim vermek, varsa kritik sorunları helletmekle mükelleftir. Sahalarda gezmeniz işin zevkli tarafı olmakla beraber sorunu kısa sürede halledecek birisi olmanız hissi strese sokabilir.


  7. bir parti olsa da gitsek

    October 3, 2008 by Oğuz Yarımtepe

    Ubuntu Release Party

    Ubuntu Release Party


  8. penguenlerin ilk atalarından bir örnek veriniz

    August 22, 2008 by Oğuz Yarımtepe

    Ekşi Sözlük’ü pek okumam ama olmadık zamanlarda Google’da bir şey ararken ekşi sözlük sonuçları da karşıma çıkınca bakıyorum meraktan. Bunu okumamıştım mesela :) Diyeceksin ne arattın da bu karşına çıktı?

    doruk fişek aquarium :) Ne alakası var diyeceksiniz. Adını hatırlamadığım ama Doruk’un (sanırım) bir ara gezegene yazdığı bir oyunu bulmaya çalışıyorum. Borular vardı, top(lar) vardı, birleştirmeler, çevirmeler hatırlıyorum, oyunun bir kaç bölümünden sonra zorlanıp bırakmıştım, hatırlamıyorum :)


  9. staj nasıl

    August 15, 2008 by Oğuz Yarımtepe

    Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri için staj sezonunun kapanmaya yazdığı şu zamanlarda ileride staj arayacaklara faydalı olur düşüncesi ile bir iki görüşümü paylaşmak istiyorum.Konuyu sıkça sorulan sorulara kendimce cevaplar vererek özetleyeceğim.

    * Okulda staj yapayım mı?

    Olabilir, ne yapacağına bağlı. Ben bir stajımı ÇOMÜ Bilgi İşlemi‘nde yaptım, ortaya bir özgür yazılım uygulaması çıktı, Python öğrendim, o stajla aslında Türkiye’deki Linux camiasına giriş yaptım denebilir. Faydalı olmasının sebebi stajyer hocamın (Necdet Yücel) çalışkan ve teşvik eden birisi olması olması idi. Okullarda staj demotive edici olabilir. Monoton bir çalışma ve sallamasyon durumları varsa yapma.

    * Bilmem neredeki bilgi işlemde staj buldum, nasıl?

    Nerede bulduğundan çok aslında ne yapacağın önemli. Bütün gün oturup webde gezinecek veya ayak işlerine koşturacaksan evde otur, kendince bir proje geliştir daha iyi.

    * Firmalarda staj yapmak iyi midir?

    İyidir. İş ortamını görmek gerek. Gerçek dünyada neler var neler yok bilmek lazım. Bir şeyleri tecrübe etmiş birileriyle en azından fikir alış verişi yapabilmek bile süper olur.

    * İyi de ben Linux ve özgür yazılım üzerine istiyorum, kim var ki staj olanağı sağlayan?

    Pardus, Portakal Teknoloji, ÇOMÜ Bilgi İşlem Dairesi, Hermes İletişim aklıma hemen gelen ilk dördü. İstanbul ve Ankara’da Türkiye’deki Linux camiası içerisinde olan insanların çalıştıkları yerleri de arasan bulursun. Linux-ik listesini ve Gezegeni takip etmende fayda var. Ayrıca Google Summer of Code, IBM Yazılım Akademisi gibi şeyler de var. Bunları da kendini denemek için güzel fırsatlar olarak gör.

    * Naylon mu yapsam?

    Duruma göre olabilir. Mesela Google Sumer of Code’a kabul edilmişsindir, evde oturup çalışacak ve ortaya bir şeyler çıkaracaksındır ama aynı zamanda da işin imza kısmı da gerekiyordur, e neden olmasın. Yatıcam, gezicem, tozucam, bu işler bana göre değil, zaten istemeden okuyorum diyorsundur, yerinde bir karar, yapma tabii ki de. Mezun olucam ama bu sektörde iş yapmıcam diyorsundur, kesinlikle kontenjan işgal etme. Aradım bulamadım, başvurdum dönen olmadı, olmadı işte bir türlü. Napalım sağlık olsun :)


  10. ben Oğuz gördüm

    August 4, 2008 by Oğuz Yarımtepe

    Bu ara İzmir Belediyesi’nin kazı çalışmaları var Bornova yolunda. Akşamüstü herkes de işten aynı anda çıkıp aynı yöne gitmek istediğinden servis güzerhahının bazı yerlerinde yavaş ilerliyoruz. Saat ilerleyip ben de yorgun olunca şimdi kim yemek ile uğraşır evde deyip para var huzur var felsefesi ile Agora’nın üst katına doğru hızlıca yol aldım servisten inince. Kafama zaten önceden planladığım, spagetti yapılan yere yönelip gözüme kestirdiğim ilk kırmızılı menüyü söyledim. Ben siparişi verirken tanıdık bir ses de yanımda spariş veriyordu. Dönüp bakınca göbekli bir tanıdığa rastladım. Kaya Oğuz. Tabii kendisi beni farketmemişti. Şakayla karışık laf atıp selamlaştık. 2 aydır İzmir’de imiş. Sağolsun hiç aramadığından biraz sitemli konuştum. Yurt dışı maceralarından, LKD’den, tezinden konuştuk. Hala eskisi gibi idi. Belki bir ara aklına gelirim de bir şeyler yaparız :)

    Agora'da bir Kaya