Feb 8

Yüksek lisansımın normalinde bu dönem bitmesi gerekiyor ama tezimi bu dönem içerisinde tamamlayabileceğimi sanmıyorum. Yüksek lisansımı İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği’nde yapıyorum. Buradaki yönetmeliğe göre 21 krediyi tamamlamam gerekiyor mezun olabilmek için. Bir de tez yapmam lazım bu dersler sonunda. Bu 21 kredi olayını doğru bulmuyorum. Eğer çalışıyorsanız, dersleri aynı güne denk getirmeye çalışıyorsanız ve bu denk gelme olayı da bazen çekilmez dersleri veya hocaları içerebiliyor. Yani bir bakıma zorunluluktan ders seçmişliğim ve takip etmişliğim oldu. Pek tat almasam da iyi taraflarından bakıp olayı neticelendirmeye çalışıyorsunuz. Ama derse her gittiğimde burada harcadığım zamanda başka şeyler yapıyor olabilirdim de demişimdir.

21 kredi yaklaşık 7 ders yapıyor. Bu 7 dersin hepsi de elbette sizin yüksek lisansa kabuldeki mülakatta söylediğiniz öğrenmek veya uzmanlaşmak istediğiniz alanla ilgili olmuyor. Bence bu kredi olayında öğrencinin istediği 3 4 dersin seçmesi yeterli olmalı.

Yanılmıyorsam Necdet Hocam bir keresinde eğer akademisyen olacaksanız veya doktora yapacaksanız yüksek yapın yoksa çok da mühim bir şey değil gibisinden bir şey demişti. Bu aralar kendisine hak veriyorum. Yüksek lisans tezlerinde yapılan çalışmalara bakıyorum da olması gerektiği gibi olmayan, biraz aceleye gelmiş çalışmalar. Ya yetersiz bilgisizlikten, ya iş hayatının yorgunluğundan bir şekilde biraz aceleyle sonuçlandırılmış bu çalışmalar neticede 3 kişilik bir juriden geçiyor. O jurideki iki hoca zaten kendi üniversitenizden olduğundan pek de sorun çıkmadan Mühendis lakabınızın başına bir de Y eklenmiş oluyor. İş hayatında da yüksek mühendis olup olmamanız işveren için çok kritik bir olay değil. Sizin için daha yüksek maaşla başlama şansınız var, onun açısından bazı vergi indirimi ve teşviklerden yararlanma şansı.

Elbette ki bu eğitim sürecinin hakkını verenler, tez çalışmalarına da gerekli özeni gösterenler de var. Gözlemlediğim kadarı ile bu sayı olması gerekenin altında :) .

Genel olarak bakınca 4 yıllık lisans eğitiminin 2 yıl daha uzatılmış halini yaşıyor gibiyim aslında. Bence bu uzatma işini şu 4ü 5 yaparak yapsalar ve insanlar direk Ymühendis olarak mezun olsa. Yüksek lisans diye bir şey olmasa ve isteyen doktoraya başvursa sanki daha hayırlı bir şeyler olacak gibi geliyor.

Jan 9
511

Oct 6

Eskiden iş tanımlarında geçen ibarelerin ne olduğunu pek anlamaz sanırım şu işi yapıyordur derdim. Bugün o kafamdaki muğlak ifadelerden birine bir açıklık getirdim. Bir saha mühendisi ile çalıştık bugün. Saha mühendisi nedir anlatayım. Saha mühendisi sahadaki mühendistir. Bu arkadaşlar mobil çalışabilen insanlar olup sorun çözerler. Ne güzel değil mi? Geziyorsun, sorunları çözüyorsun…

Bu meslek dalının zor tarafı sıkışık zaman dilimlerinde çalışmanızın gerekebileceğidir. Bir fabrikada bir üretim yapılıyor olsun ve üretilen malda kullanılan bir malzemede hata oluşsun. O malzemeyi de size başka firma sağlasın ve olayın esas malzemesi asında o malzeme olsun. İşte o noktada ondan anlayan birinin gelip olayı halletmesi beklenir. Bu noktada sevgili saha mühendisi gelir, gerekirse uyumaz, sabahlar sorunu çözer. Kimse üretim anında bir sorun ile karşılaşmak istemez. Bunun için test ve doğrulama süreci çalışır. Ama hayat bu ya sorun olabilir her zaman. Sorun olmasa da sevgili saha mühendisi gene de sahaya inip eğitim vermek, varsa kritik sorunları helletmekle mükelleftir. Sahalarda gezmeniz işin zevkli tarafı olmakla beraber sorunu kısa sürede halledecek birisi olmanız hissi strese sokabilir.

Oct 3
Ubuntu Release Party

Ubuntu Release Party

Aug 22

Ekşi Sözlük’ü pek okumam ama olmadık zamanlarda Google’da bir şey ararken ekşi sözlük sonuçları da karşıma çıkınca bakıyorum meraktan. Bunu okumamıştım mesela :) Diyeceksin ne arattın da bu karşına çıktı?

doruk fişek aquarium :) Ne alakası var diyeceksiniz. Adını hatırlamadığım ama Doruk’un (sanırım) bir ara gezegene yazdığı bir oyunu bulmaya çalışıyorum. Borular vardı, top(lar) vardı, birleştirmeler, çevirmeler hatırlıyorum, oyunun bir kaç bölümünden sonra zorlanıp bırakmıştım, hatırlamıyorum :)

Aug 15

Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri için staj sezonunun kapanmaya yazdığı şu zamanlarda ileride staj arayacaklara faydalı olur düşüncesi ile bir iki görüşümü paylaşmak istiyorum.Konuyu sıkça sorulan sorulara kendimce cevaplar vererek özetleyeceğim.

* Okulda staj yapayım mı?

Olabilir, ne yapacağına bağlı. Ben bir stajımı ÇOMÜ Bilgi İşlemi‘nde yaptım, ortaya bir özgür yazılım uygulaması çıktı, Python öğrendim, o stajla aslında Türkiye’deki Linux camiasına giriş yaptım denebilir. Faydalı olmasının sebebi stajyer hocamın (Necdet Yücel) çalışkan ve teşvik eden birisi olması olması idi. Okullarda staj demotive edici olabilir. Monoton bir çalışma ve sallamasyon durumları varsa yapma.

* Bilmem neredeki bilgi işlemde staj buldum, nasıl?

Nerede bulduğundan çok aslında ne yapacağın önemli. Bütün gün oturup webde gezinecek veya ayak işlerine koşturacaksan evde otur, kendince bir proje geliştir daha iyi.

* Firmalarda staj yapmak iyi midir?

İyidir. İş ortamını görmek gerek. Gerçek dünyada neler var neler yok bilmek lazım. Bir şeyleri tecrübe etmiş birileriyle en azından fikir alış verişi yapabilmek bile süper olur.

* İyi de ben Linux ve özgür yazılım üzerine istiyorum, kim var ki staj olanağı sağlayan?

Pardus, Portakal Teknoloji, ÇOMÜ Bilgi İşlem Dairesi, Hermes İletişim aklıma hemen gelen ilk dördü. İstanbul ve Ankara’da Türkiye’deki Linux camiası içerisinde olan insanların çalıştıkları yerleri de arasan bulursun. Linux-ik listesini ve Gezegeni takip etmende fayda var. Ayrıca Google Summer of Code, IBM Yazılım Akademisi gibi şeyler de var. Bunları da kendini denemek için güzel fırsatlar olarak gör.

* Naylon mu yapsam?

Duruma göre olabilir. Mesela Google Sumer of Code’a kabul edilmişsindir, evde oturup çalışacak ve ortaya bir şeyler çıkaracaksındır ama aynı zamanda da işin imza kısmı da gerekiyordur, e neden olmasın. Yatıcam, gezicem, tozucam, bu işler bana göre değil, zaten istemeden okuyorum diyorsundur, yerinde bir karar, yapma tabii ki de. Mezun olucam ama bu sektörde iş yapmıcam diyorsundur, kesinlikle kontenjan işgal etme. Aradım bulamadım, başvurdum dönen olmadı, olmadı işte bir türlü. Napalım sağlık olsun :)

Aug 4

Bu ara İzmir Belediyesi’nin kazı çalışmaları var Bornova yolunda. Akşamüstü herkes de işten aynı anda çıkıp aynı yöne gitmek istediğinden servis güzerhahının bazı yerlerinde yavaş ilerliyoruz. Saat ilerleyip ben de yorgun olunca şimdi kim yemek ile uğraşır evde deyip para var huzur var felsefesi ile Agora’nın üst katına doğru hızlıca yol aldım servisten inince. Kafama zaten önceden planladığım, spagetti yapılan yere yönelip gözüme kestirdiğim ilk kırmızılı menüyü söyledim. Ben siparişi verirken tanıdık bir ses de yanımda spariş veriyordu. Dönüp bakınca göbekli bir tanıdığa rastladım. Kaya Oğuz. Tabii kendisi beni farketmemişti. Şakayla karışık laf atıp selamlaştık. 2 aydır İzmir’de imiş. Sağolsun hiç aramadığından biraz sitemli konuştum. Yurt dışı maceralarından, LKD’den, tezinden konuştuk. Hala eskisi gibi idi. Belki bir ara aklına gelirim de bir şeyler yaparız :)

Agora'da bir Kaya

Aug 2

Cumartesi işe gelenlerdenim. Elbette her zaman yapacak iş vardır ama gelmemin sebebi biraz daha kişisel.

İş yerinde kullanmam için bir masaüstü makine verildi. Varsayılan olarak Bilgi İşlem personeli tarafından güzelce Windows yüklenip exchange server ve Internet ayarları yapılı olarak geldi. Bilgi İşlem’den diski kurulum sırasında ikiye bölmelerini bir yarısına bir şey kurmadan bırakmalarını diğer yarısına ilgili kurulumları yapmalarını istemiştim. Zaten üzerinde çalıştığım ve Linux yüklü olan 2 laptop olduğundan pek önemsemiyordum masaüstü olayını. Ama şirket içi eposta trafiğinde benim de yazışmam gereken kısımlar baş gösterince el mahkum makineyi kurdum. Makine geldikten yaklaşık 2 hafta sonra masama kurup nedir diye bakabildim.İlk defa exchange server ile sevişeceğimden ve
bir outlook geçmişim olmadığımdan hemen çalışma arkadaşımdan kısa bir bilgilendirme talep ettim. Outlooktaki sık kullanılan ayarları öğrenip masaüstüne Firefox kurup, gelen epostaları da okuyup bir ikisine yanıt yazıp makineyi kapattım. Kmail ve Thunderbird kullanmış birisi için Outlook ortamı pek de sevimli gelmedi. Alışık olduğum eposta istemci özelliklerini aradım bulamadım. Eposta cevaplarken cevaplanan tüm iletinin veya seçilen kısmın “>” veya renkli gösterilmesi, eposta threadlerinin içe girik (indent) olması … Hadi dedim okundu mesajı nasıl oluyor ona bakayım. Onu da bulamayınca yeter deyip taktım Kubuntu cdsini. Diğer disk bölümüne kurulumu yapıp proxyi de ayarladım. Konqueroru açıp www.google.com yazıp entera basarken de kesin bağlanmayacak, illa sorun çıkar diye de düşünüyorum ve öyle de oldu. www.google.com a bağlanmak istediğimde benden kullanıcı adı ve parolası sordu. Kullanıcı adı domai\username şeklinde yazılmalı idi ama bu şekilde yazmakla bağlanamıyordum. Kısa bir aramadan ve şirket içerisinde ISA proxy server kullanıldığını da öğrendikten sonra ntlmaps derdime çare oldu. Deb paketini kurup, domain, username, password, proxy bilgilerini de server.cfg dosyasına yazıp çalıştırınca artık Internete çıkabiliyordum. Konsoldan apt çalıştırmak için de root kullanıcısının .bashrc dosyasına şu iki satırı yazmak yeterli oldu demek isterdim ama olmadı :)


export http_proxy=http://127.0.0.1:5685
export ftp_proxy=http://127.0.0.1:5685

Aslında apt-get update dediğimde gidip sunuculardan arşiv bilgilerini çekmeye çalışıyordum ama bzip2 dosyalarını alamıyordu. Sorun bzip2 ile ilgiliydi ve öğrendim ki proxyde bzip2 dosyalarına yasak konmuştu. Hangi windows kullanıcısı bzip2 ile ilgili bir dosya çekmek ister veya ne diye bu dosya yasaklanır bilemiyorum. Geçen hafta içi eposta ile HelpDesk birimine ulaşıp durumu anlatıp yasağın kaldırılmasını istedim. Bu tür işler he deyince olmaz diye düşündüğümden aklımdaki B planı için hafta sonunu bekledim. Plan gayet basit idi aslında. Laptoplar kablosuz olarak erişimlerinde sınırlama olmayan bir şekilde Internet’e çıkıyorlardı. Daha önce Compotek’te yaptığımız gibi laptoplardan birinin üzerinden nete çıkabilirdim.

Bu işlem için gerekli malzeme listemiz ise bir adet cross kablo ve aşağıdaki iptables yapılandırma betiğinden oluşuyor.


echo 1 > /proc/sys/net/ipv4/ip_forward
echo 1 > /proc/sys/net/ipv4/ip_dynaddr
iptables -P INPUT ACCEPT
iptables -P OUTPUT ACCEPT
iptables -P FORWARD ACCEPT

iptables -t nat -X
iptables -t nat -F

iptables -X
iptables -F

iptables -A FORWARD -p all -i wlan0 -o eth0 -m state --state ESTABLISHED,RELATED -j ACCEPT
iptables -A FORWARD -p all -i eth0 -o wlan0 -j ACCEPT

iptables -t nat -A POSTROUTING -o wlan0 -j MASQUERADE

Cross kablolar ethernet arayüzlerine takılır. Makinelerin kablo takılan ağ arayüzlerine konsoldan el ile ip verilip varsayılan ağ geçidi ayarları yapılır. Laptop üzerinde betik çalıştırılır. Masaüstü makinede resolv.conf dosyasına access pointin ipsi yazılır. apt-get update dendiğinde artık nete çıkıldığı hatta diğer makinenin de net bağlantısının devam ettiği görülür. Bu betik aslında iptablesı yapılandırarak başka bir ağa gidecek (forwardlanacak) paketlerin üzerinizden geçmesini, düzgün şekilde host makineye geri gelmesini ve iletişimin devam edebilmesini sağlıyor.

Jul 5

Artık buradayım.

Next Entries »